Otuzuncu kuruluş yılını geçtiğimiz haftalarda çeşitli akademik faaliyetlerle kutlamaya başlayan, binlerce öğrenci ve akademisyen yetiştirmiş olan, Türkiye’nin köklü kurumlarından Bilgi Üniversitesinin faaliyet izni, 22 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11384 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kaldırılmıştır. Henüz akademik yıl sona ermeden verilen bu kararla birlikte, ulusal ve uluslararası bağları güçlü bir üniversitenin hem öğrencileri hem akademik personeli hem de idari personeli mağdur edilmiştir.
Cumhurbaşkanının bu kararı 2547 Yükseköğretim Kanununun Ek 11. Maddesine dayandırılmaktadır. Bir üniversitenin faaliyet izninin kaldırılması yetkisi Yükseköğretim Kurulunun denetim ve gözetimi sonucunda tespit edilen eksikliklere bağlı olarak, belli koşullarda Cumhurbaşkanına verilmiş olmakla birlikte, anılan kanun maddesi ile 31/12/2005 tarih ve 26040 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği kademelendirilmiş bir tedbirler dizisi öngörmekte, bir vakıf üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılmasını bir ultima ratio olarak öngörmektedir. Faaliyet izninin kaldırılması tedbiri öncesinde bazı koşulların sağlanmış olması gerekmektedir. Bu kademeli tedbirler kataloğu, her türlü kamusal işlemin amacının kamu yararını sağlamak olmasının doğal bir sonucudur.
2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununun 6. maddesine göre, bu kanun kapsamında kurulan birimler, “eğitim-öğretim için yeterli kuruluş hazırlıklarının tamamlanmasını, mali ve idari şartların yerine getirilmesini müteakip, Yükseköğretim Kurulunun kararı ile faaliyete geçirilir”. Dolayısıyla 2547 sayılı kanundaki diğer hükümlerle birlikte ele alındığında, yetkide paralellik ilkesi gereği, bir üniversitenin eğitim-öğretim faaliyetinin durdurulması da ilgili kanunlar ve yönetmelikteki esas ve ön koşul silsilesine uygun şekilde gerçekleştirilmelidir.
2547 sayılı Kanuna göre vakıf üniversitelerinin faaliyetleri Yükseköğretim Kurulunun gözetim ve denetimi altında gerçekleştirilir. Bu kurumların faaliyetlerinin değerlendirilmesindeki en temel ölçüt ise eğitim-öğretim düzeyinin yeterliliğidir. Bu denetim ve gözetim sonucunda önce düzeltici ve kısıtlayıcı nitelikte olan uyarı ve öneri mekanizmalarının işletilmesi, bunların sonuçsuz kalması hâlinde bu kurumların faaliyetinin durdurulması gerekliliğine karar verme yetkisi yine Yükseköğretim Kurulundadır.
Anayasa Mahkemesi’nin 28/12/2023 tarih ve 2020/55 esas sayılı kararında da bu kademelendirilmiş yaptırım sistemi, faaliyet izninin “geçici olarak durdurulması”na ilişkin kanun değişikliği bakımından ölçülülük ilkesi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Mahkeme kararında, vakıf üniversiteleri bakımından faaliyet izni, bir vakıf yükseköğretim kurumunun eğitim-öğretim faaliyetine başlaması veya başlamış bulunan eğitim öğretim faaliyetine devam edebilmesi için YÖK tarafından verilen izin olarak tanımlanmakta ve yetkili organ olarak Kurulun yetkileri değerlendirilmektedir. Mahkeme kararında, kademelendirilmiş tedbir sistemi çerçevesinde her türlü tedbirin ölçülü olması gerektiğini vurgulanmaktadır.
Bilgi Üniversitesinin kurucu vakfına 12 Eylül 2025 tarihinde kayyım atanmıştır ve bu tarihten itibaren Üniversite, herhangi bir mali sorun yaşanmadan, eğitim-öğretim faaliyetlerinin düzeyinde herhangi bir olumsuzluk olmadan faaliyetlerini sürdürmektedir. İlgili kanun ve yönetmelik düzenlemelerinde yer alan tedbirlere başvurulmasını gerektiren herhangi bir neden kamuoyuyla paylaşılmamışken, herhangi bir gerekçe gösterilmeden, denetim ve gözetim yetkisine sahip olan Yükseköğretim Kurulunun görüş ve önerisi olmaksızın alınan bu Cumhurbaşkanı kararında kamusal bir yarar tespit edilememektedir. Bu kararla, Anayasa’nın 130. maddesinde güvence altına alınan üniversitelerin bilimsel özerkliği, 131. maddesinde düzenlenen Yükseköğretim Kurulunun denetim ve gözetim yetkisi, öğrencilerin 42. maddede güvence altına alınan öğrenim hakkı ile üniversite çalışanlarının çalışma hakkı ihlal edilmektedir.
Yükseköğretim kurumlarının faaliyetlerini düzenleyen normlardaki koşullar ve kademeli yaptırım düzeneği göz ardı edilerek alınan bu idari karardan bir an önce geri dönülmesinde kamu yararı vardır. Köklü bir üniversitenin bütün bileşenlerinin tekrar güvenceye kavuşturulması, kamu gücünün önceliği olmalıdır.
Bilim Akademisi Yönetim Kurulu